Günlük tutma alışkanlığı?

Buraya uzun zamandır bir şeyler yazmıyorum. Aslında yazsam iyi olur birçok açıdan, hatta aslında sırf bu açıları ele alan bir şey yazma düşüncem de vardı ama sanırım birazdan üzerine eğileceğim nedenlerden onu da yazamadım. Her ne kadar bu tür içeriksiz, geveleme tarzında yazılardan gına gelmiş olsa da yararını görebilmek umuduyla yine de yazacağım. Eğer işe yarar ve yeniden yazmaya başlayabilirsem bu girdiyi artık burada göremeyebilirsiniz, heyhat…

Zamanında bu günlüğü açarken pek çok konuda ıvır zıvır şeyler yazmayı düşünmüştüm. Anlatacak çok şeyim vardı ve burası da anlatma yerim olacaktı. Yazmak istediklerimi not bile almıştım hatta. Ama belki fazla resmi bir tavır takındığımdan, dolayısıyla da fazla mükemmeliyetçi olduğumdan, düşündüğüm bir-iki yazıyı daha yazma aşamasında beğenmeyip yarım bıraktım. Muhtemelen o yüzden devamı da gelmedi.

Düşünüyorum da, acaba mükemmeliyeti bir kenara bırakıp da, aklıma geldiği gibi mi yazsaydım? Yanıtım ne yazık ki hayır, öyle olsa hiç memnun olmayacaktım. Tıpkı bu yazıdan memnun olmadığım gibi. Bana faydası olabilir, yazarken iyi hissediyor da olabilirim, ama buraya koyulmayı hakedecek olgunlukta bir şey değil ve ben tekrar okurken memnun olmuyorsam başkalarının okuması için ortaya koymam da saçma bence. Diğer yayınlamadığım yazıların arasına da koyabilirdim pek tabii.

Yine de eğer mükemmeliyet kaygımı biraz olsun azaltıp, düzensiz öznel fikirler yığını seviyesine de indirmeden, yeterli kalitede yazıları moralimi bozmadan sonuna kadar getirip yayınlayabilirsem, o yazmayı planladığımı söylediğim yazıdan başlayarak günlüğü kullanabilir ve o zaman söz edeceğim yararları da görebilirim. Çok kalitesiz şeyler koyup pişman olmaktan korkuyorum, ama denemeden göremeyiz. Mükemmeliyet kaygımı aşmayı başarabileceğim bile belli değilken hele. Ama muhtemelen bu kadar kötü bir şeyi yayınlarsam -ki birazdan bunu yapacağım- ister istemez o seviye düşecek biraz.

Eh, en kötü girdimiz böyle olsun…


About this entry